15 Mayıs 2015 Cuma

Kozmetiğe son: Kalıcı makyaj

Kadınlar için en zor işlerden biri; sabahın erken saatlerinde kalkıp işe giderken ya da önemli bir görüşmeye gitmeden önce hazırlanmak... Özellikle de makyaj, vakitlerinin büyük bölümünü alıyor. Artık bu durumdan kurtulmanın bir yolu var; kalıcı makyaj. Burçin Sivrioğlu, kalıcı makyajı anlattı.

Kalıcı makyaj yaptıran bir hasta.

Burçin Sivrioğlu, 11 yıldır kalıcı makyaj yapıyor. Bu işin eğitimini Almanya'da almış. İnsanları kalıcı makyaja iten sebeplerin ne olduğunu soruyorum öncelikle kendisine, yanıtlıyor: ''Zaman içerisinde birtakım hatlar kayboluyor. İfadeyi netleştirme özellikle kadınların en büyük isteği. Her dakika makyaj yapıyoruz. Kaşlar dökülüyor, küsüyor, yanlış alımlar mevcut... Tabi hiçbir kadın makyajsız, ifadesiz olmayı sevmiyor. Her sabah kalktığında makyaj yapmak yerine bunu tercih ediyor. Sabah kalkıyorsunuz gündelik hayatınıza devam ediyorsunuz. ''

Basit haliyle kalıcı makyajın tercih edilme sebebi olarak ''üşengeçlik'' gözükse de; tek sebep bu değil. Sivrioğlu anlatıyor: ''En basit halini söyledim. Zorunluluklar var. Hastalıklar dolayısıyla kaşları tamamen dökülmüşler, kirpikleri olmayanlar var. Bu onlar için ciddi şekilde kurtarıcı. Ama özellikle iş hayatında çalışan hanımlar için ciddi şekilde vakit tasarrufu.''

Operasyon sonrası
Peki yapılan bu operasyondan sonra hastalar normal yaşamlarına devam edebiliyor mu? Burçin Sivrioğlu, hastaların kısa süre içinde normal hayatlarına devam edebildiğini belirtiyor: ''Normalde kalıcı makyaj yapıldığı zaman en iyi ihtimalle üç gün yüze su sürülmez. Kullandığım markanın özelliği burada devreye giriyor, su ile ilgili yasak yoktur. Yapıldığı andan itibaren yıkanabilirsiniz, elinizi yüzünüzü yıkayabilirsiniz ve makyaj yapabilirsiniz. Kanamalı bir işlem değildir. Kanama olmadığı için kabuk bağlama olmaz. Cildin açık olması birçok enfekte duruma neden olur. Bunlar bizde yaşanmadığı için bu konuda çok rahatız.''


Kaşına makyaj yaptıran bir hasta.


Beğenilmezse çıkarılma şansı var mı?
Bu tür operasyonlarda önemli olan bir diğer nokta da hastanın memnuniyeti. Hastanın memnun olmama ihtimali kesinlikle gözardı edilmemeli. Bu tipteki estetik operasyonlar yapıldıktan sonra eski hale dönmek ise oldukça meşakkatli. Kalıcı makyaj yaptıran bir hasta, bu operasyondan sonra eski haline dönebilir mi? Burçin Sivrioğlu yanıtlıyor: ''10 senedir yapıyorum bu işi, şimdiye kadar böyle bir taleple karşılaşmadım. Kimseye tek işlem yapmıyoruz. Önce yüz ölçüsüne uygun, ihtiyacı olan bölge neyse bunu çizime göre belirliyoruz. Tamam dedikten sonra işlemi yapıyoruz. Buradan bir sürprizle kalkmıyor kimse. Yarın ''vazgeçtim ben bundan, bunu beğenmedim, sildireceğim'' diye bir durum söz konusu olmuyor.''



TÜR: Multimedya haber
FOTOĞRAF/VİDEO: Hakan İnci /Burçin Sivrioğlu arşiv

22 Nisan 2015 Çarşamba

Kişiye göre planlanan ameliyat: Yüz gerdirme

Yaygın olan estetik operasyonlardan bir tanesi de yüz gerdirme ameliyatları... Bilinen bir tedavi olarak görülse de; tam olarak tanımı yapılamayan bir tedavi çeşidi olduğunu söyleyebiliriz.  Yıllar geçtikçe ortaya çıkan yaşlılık belirtileri insanları bu operasyonu yaptırmaya iten en önemli etken. Yüz gerdirme operasyonlarına dair Plastik cerrah Oytun İdil ile konuştuk.

Oytun İdil ile yüz gerdirme ameliyatlarını konuştuk.


''Nedir yüz gerdirme?'' diye sorduğumda, ''herkes bunu soruyor'' diye gülerek yanıt veriyor Oytun İdil. Soruma ek olarak; kendilerini arayan hastaların ikinci olarak işin fiyat kısmıyla ilgilendiğini belirtiyor. İdil, tedavinin hasta bazlı olduğunu bu sebeple ameliyattaki en önemli kısım olarak bunu gördüğünü söylüyor; ''Yüz germe ameliyatları kişiye göre planlanan bir ameliyat türüdür. Boyundan alna kadar hangi bölgelerin gerileceğine bakmanız lazım. Bazı hastanın sadece göz çevresinin gerilmesi gerekiyor bazısında ise yanak bölgesinin gerilmesi yeterli oluyor. Bazısının yanak ve boynunu germek gerekir. Böyle birbiriyle girişik birkaç bölge vardır. Hastayı görüp ona göre planlarsın. Bu sebepten; sabit bir ücret ve plandan bahsedemeyiz. Bazı hastada kapalı yöntem, bazısında ise açık yöntem kullanmak gerekir. Bu, yerine göre değişir. ''

Çok sayıda yüz gezdirme tekniği olduğunu görüyorum ufak bir araştırma sonucunda. Fakat Oytun İdil, yöntemler arasında ayrım yapmanın, doğru-yanlış belirlemenin sağlıklı olmadığı kanısında: ''Çok yanlış bir anlayış var. 'Hangisi daha iyi, kapalı mı açık mı?' diye soruyorlar mesela. Hiç alakası yok. Biri birinin üstüne gelmez. Bunlar birbirlerinin alternatifi değildir yani. Her birinin yeri farklıdır.''


Plastik cerrahi uzmanı Oytun İdil.

Bu noktada açık ve kapalı ameliyat arasındaki farkı soruyorum kendisine, yanıtlıyor; ''Kapalı yüz germe uzun dönemlik iş. Açık yüz germe biraz daha çabuk iş. Kapalı yöntem daha çok yüzün üst kısmına, daha doğrusu orta kısmına, etkilidir. Göz çevresine, elmacık kemik bölgesine... Kapalı yöntem, saçın içinden girilerek yapılır. Hemen kemiğin üzerinden sıyırarak gelirsin. Çok derin olabilecek dokulardan girilir. Açık yöntem, kulak önünden yapılır. Dikiş izi kalır. Çok ince bir çizgi şeklinde kalıyor. Yanaktaki bazı katmanların arasından yapılır. Bu biraz tecrübe ister. O katmanları kaldırabiliyorsanız, orada bir tabaka ile karşılaşırsınız ve bu tabaka çok incedir. Bazen o kadar ince oluyor ki arkası görünüyor. O tabakayı güzelce soyarsanız, kaldırabilirseniz yüz germeyi çok güzel sağlarsınız. Zaten onu gererek yüz germe yapıyorsun. Boynu germek gerekebilir. Boyundaki kas yapısı sarkmışsa, boyunda çizgi çizgi çıkar kaslar, onları düzeltme yapmak gerekebilir. Bazen kası bir yerlerde kesip şeklini değiştiriyoruz. Açılabilir boyun görüntüsü vermeye çalışıyoruz.''

En fazla iki ameliyat
Yüz gerdirme ameliyatlarında yapılan bir ameliyatın 15-20 yıl etkili olduğunu söylüyor Doktor İdil. Bir insanın da ömrü gereği en fazla iki kez yüz gerdirme ameliyatına ihtiyaç duyduğunu ekliyor: ''Genelde iki defa ameliyat olur. Bir ameliyat geçirdiyse o ameliyatın etkisi 10-15 sene devam eder. Belki 15 sene sonra ikinciyi olur, üçüncü kez olan çok azdır.'' 

Yıllar sonra yapılan ikinci ameliyatın zorunlu olmadığını belirten Oytun İdil, bu durumun ihtiyaç dahilinde gerçekleşebileceğini belirtiyor: ''İkinci ameliyat ihtiyaçla bağlantılı. Komplikasyon falan olursa onu saymayalım. Bahsettiğim şey o değil. İlk ameliyattan sonra ikinci yüz gerdirme ihtiyacı en az 10-15 sene sonra ortaya çıkar. O zaman olursa ikinciyi olur. Ama üçüncüyü olan hasta çok azdır. 40 yaşında ilk yüz gerdirme ameliyatını olduysa hasta, muhtemelen ikinci gerdirmesi 55-60 yaşında olur. Ondan sonra da olmaz zaten.''

Ameliyat sonrası
Yüz gerdirme operasyonlarının hastalar üzerindeki etkisini soruyorum bu kez Oytun İdil'e. Kendisi, hastaların iyileşme süresinin uygulanan tedavi yöntemine bağlı olarak değişiklik gösterdiğini ifade ediyor: ''Endoskopik yüz gerdirmenin iyileşme süresi uzun sürer. Bir-bir buçuk ayı en fazla iki ayı geçmez. Bu da hastanın durumuna ve kendisine uygulanan tedavi yöntemine bağlı.''

Yüz gerdirme ameliyatlarında son dönemde önemli bir değişiklik söz konusu. Artık bu ameliyatlar tek başına yapılmıyor. Operasyon esnasında yüze yağ enjeksiyonu da yapılıyor. Oytun İdil'den bu konu hakkında fikirlerini alıyorum: ''Son yıllarda yüz gerdirmeyle fix olarak yaptığımız bir şey var: Yüze yağ enjeksiyonu. Çünkü eskiden hastalar ameliyat olduktan sonra ilk bir aydaki dolgunluğu, yüzündeki şişkinliği daha sonra aradıklarını söylüyorlar. Yüzün şişliği indikçe keşke o şişlik biraz kalsaydı diyorlar. Çünkü yüz germede, sarkma dışında biraz hacim kaybı da oluyor mutlaka. Biz o yüzden yüz gerdirme yaptığımızda o hacmi yerine koymak için yağ enjeksiyonu da yapıyoruz. Uzun bir süre hastanın yüzündeki o estetik dolgunluğu sağlıyor.''

TÜR: Fotoğraflı haber
FOTOĞRAF: Hakan İnci

13 Nisan 2015 Pazartesi

Estetik diş hekimliğinde yeni trend: Gülüş tasarımı

Gülüş tasarımı; insanların istekleri ve hekimlerin analizleri sonucunda ortaya çıkan bir durumdur. Yalnızca dişlerin güzel gözükmesi değil, yüz hatlarında uygulanacak olan değişimler de gülüş tasarımının kapsamı içinde yer alır. Gittikçe yayılmaya başlayan bu yeni trend hakkında doktor Muhammet Saka ile konuştuk.

Muhammet Saka ile ofisinde konuştuk.

Doktor Saka'dan, gülüş tasarımının tam olarak ne olduğunu anlatmasını istediğimde net bir tanımının olmadığını, çok geniş kapsamlı bir şeyden söz edildiğini aktarıyor. Saka, son yıllarda diş hekimliğinin estetikten çıkıp, kozmetik bir branş haline geldiğini belirtiyor. Kendilerine başvuran insanların gülüş tasarımını yalnızca ''dişlerin güzel gözükmesi'' olarak bildiğini, tedaviye başlamadan evvel hastanın analiz edilmesi gerektiğini söylüyor.

''Bazı gereksiz tedaviler ve beklentiler; hastaların kafasında bakımlı olmayı, ön dişlerin kusursuz ve beyaz olmasından geçtiğine dair yanlış bir algı oluşturuyor. Bu çok yanlış bir bakış açısı. Bu yüzden, tedaviden önce hastayı çok iyi analiz etmemiz gerekiyor. Gülüş tasarımı; öncelikle dişlerin doğru şekilde konumlandırılması demektir. Bu sebepten dolayı; tedaviden önce ortodontik  bir destek almamız gerekir. Kişinin neye ihtiyacı varsa ona yönelik fakat ortalama şeyler. Örnek vermek gerekirse; sizin bir gülümsemeniz var ve konuşurken mutlaka dişlerinizin gözükmesi gerekir. Bu görünürlükle ilgili hastanın belli bir ihtiyacı var mı yok mu bunu değerlendirmeliyiz.''

Dr. Muhammet Saka'nın operasyon öncesi çalışma yaptığı maket.


Tedavi yöntemleri
Gülüş tasarımı yapılan hastaya uygulanabilecek çok sayıda tedavi yöntemi var. Hangi tekniğin uygulanacağına ise hastanın durumu ve doktorun analizine göre karar veriliyor. Muhammet Saka'ya hastalarında en çok uyguladığı tedavi yönteminin ne olduğunu soruyorum; ''Hastanın ihtiyacına göre değişiyor.. Hasta geldi, diş etleri güldüğünde daha çok gözüküyor. Belli sınırlar dahilinde biz o diş etlerini yukarı alabiliyoruz. 3 milim kadar izin veriyor, onu geçtiğimizde ufak cerrahi yapıp kemik seviyesine düzeltmeler gerekebiliyor. O hastanın bu diş etlerinin görünürlüklerini yukarı aldığımızda Gingivektomi ve Gingivoplasti ile ya da Alloplasti yöntemleriyle o hastanın kısa kısa gözüken dişlerini daha görünür hale getirdiğimizde olayı çözmüş oluyoruz. Buna benzer şeyler.''


Makete takılan eklemeler.


Tedaviyi etkileyen faktörler
Muhammet Saka, tedaviyi etkileyen çok sayıda farklı faktör olduğunu belirtiyor. Hastanın cinsiyeti, yaşı, dudakları ve diş etleri gibi faktörülerin tedaviyi doğrudan etkilediğini söylüyor. Saka, bir örnekle yaş faktörünün tedavi üzerindeki önemini anlatıyor: ''Çocuklara bakarsanız dişlerinin uçlarında transparanlıklar ve doğal sivrilikler görürsünüz. Ama o yıllara bağlı dentin dediğimiz minenin iç tabakasındaki katman sürekli kendini yeniler, sürekli dentin oluşur ama mine oluşmaz. Yaşa bağlı olarak dişlerin tonları koyulaşır ve o uçlarındaki mineler aşınır. Mamelonlar, transparanlıklar gider. 50 yaşında kadın bir hastamız geldiğinde ona 20-30 yaşında yapacağınız ön grupta bir lamine çalışmasında verdiğiniz transparanlığı ona vermeye kalkarsanız çok doğal durmaz. Yaşa göre o doğallığında o kadar derin efektler yoktur.''


Ofiste bulunan ekipmanlar.


Mock-up yöntemi
Gülüş tasarımına dair ufak bir araştırma yaparsanız karşınıza en çok çıkacak şeylerden biri mock up'tır. Tedavi sonrası görünüm bu işlem sayesinde demo olarak kaydedilip, hastanın beklentilerine göre bazı değişiklikler yapılabilir. Muhammet Saka'ya bu yöntemin önemini soruyoruz, yanıtlıyor; ''Bu yöntem önemlidir çünkü hasta, yapılacak olan yeni dişleri uzun yıllar taşıyacak. O yüzden de mock-up dediğimiz yöntemle hastanın modellerini elde edip, bu modellerin üzerinde wax up dediğimiz mumla çalışmalar yaparak çıkan sonucu hastanın ağzına transfer ediyoruz. Tedavinin sonucuyla ilgili bize önceden fikir veriyor, bu açıdan çok değerli buluyorum.''

Muhammet Saka, kendisine gülüş tasarımı yaptırmak için gelen hastasıyla konuşarak, sorunun ne olduğunu ve neler yapılabileceğini anlatıyor.




TÜR: Multimedya haber
FOTOĞRAF/VİDEO: Oğuzcan Akgöl-Hakan İnci

5 Nisan 2015 Pazar

Medikal cilt bakım yöntemi

Cildin özel ihtiyaçlarını karşılamak üzere uygulanan cilt bakımı tedavisi, rağbet gören bir uygulama. Yapılan bu bakım birçok faydayı da beraberinde getiriyor. Medikal cilt bakımını, estetisyen Ayşe Baş Ateş ile konuştuk.



TÜR: Video Haber
VİDEO: Hakan İnci

3 Nisan 2015 Cuma

Estetik operasyonlar öncesi hasta psikolojisi

Gerçekleştirilen estetik operasyonlar kadar önemli olan bir diğer husus da hastaların psikolojisi. Operasyon öncesi hastanın kafa olarak ameliyata hazır olması en az ameliyat kadar önemli. Peki doktorlara bu konuda düşen görevler neler? Hasta psikolojisini, psikolog Mandis Deryani ile konuştuk.

Mandis Deryani konuşurken.


Operasyon öncesi dönem
Estetik ameliyat yaptıran insanlar için operasyon öncesi dönem çok önemli. Keyfi ya da zaruri; her iki durumda da insanların buna ön hazırlık yapması gerekiyor. Mandis Deryani, bu konunun üzerinde durdu; ''Bu tarz ameliyatlardan önce insanların geçirmiş olduğu psikolojik süreç çok önemli. Çünkü yapılan ameliyatlar kalıcıdır ve geri dönüşü olmaz. Mutlaka; doktor, uzman, gittiği klinik her neresiyse bu kişiyi psikolojik teste sokmalıdır. Kişi kendisiyle barışık mı, akli dengesi yerinde mi, başka sıkıntıları var mı, kişiliği yeterince gelişmiş midir bu gibi sorulara cevap bulunmalıdır. Çünkü çok genç yaşta ameliyata girenler var. Mutlaka birtakım testlerden geçip daha sonra operasyona alınmalılar.''


Operasyon öncesinde ''mutlaka yapılmalı'' denen bir süreç yok. Mandis Deryani, bunun önemine değiniyor; ''Malesef ülkemizde ameliyattan önce insanların teste girmesi gibi bir zorunluluk yok. Oysa bunun olması gerekir. Çünkü daha önce de bahsettiğim gibi; insanda kalıcı izler bırakabilecek ameliyatlardan söz ediyoruz. Çoğu insan istediği merkeze gidip rahatlıkla ameliyat yaptırıyor. Fakat sonucu kimse bilmiyor. Ameliyat başarıya ulaştı mı, kişi yeni halinden memnun kaldı mı öğrenilmediği durumlar olabiliyor. Oysa bu çok önemli çünkü ameliyattan sonra bu tarz vakalarda intihara kadar gidenler var.''


Röportajı gerçekleştirdiğimiz 'pedamed' psikiyatri merkezi.
''Bazı doktorlar bu durumu ticaret olarak görüyor''
Mandis Deryani, bazı doktorların hasta sağlığından ziyade paraya daha çok önem verdiğini ve hasta kaybetmemek için de hastalarını herhangi bir teste sokmayıp, direkt ameliyata aldığını söylüyor: ''Estetik ameliyatı yapan doktorların büyük çoğunluğu operasyon öncesi dönemin mühim olduğunun farkında. Kimi etik davranıp yapılması gereken testleri yaptırıyor, kimi ise bu durumu ticaret olarak görüp susmayı yeğliyor ve herhangi bir teste tabi tutmuyor hastalarını. Doktorlar, ameliyatlardan önce hastalarıyla anlaşma imzalayarak kendilerini bir nevi sağlama alıyor.''

Estetik operasyonlardaki ön hazırlık
Bazı bilinçli hastaların kendi ön hazırlıklarını yaptıklarını biliyoruz. Peki hastanın kendini hazırlaması mümkün mü? Mandis Deryani, bu durumun kesinlikle hasta inisiyatifine bırakılmaması gerektiğini söylüyor; ''Öncelikle hastanın sağlığından emin olmak gerekiyor. Bu ameliyat sağlığını etkileyecek mi, daha önceden herhangi bir kaza geçirdi mi? Bu gibi sorulara cevap bulmak gerekiyor öncelikle. Belirli şeyler kabul edilebilir ancak doktorun mutlaka bütün ihtimalleri ve elindeki bilgileri hastasıyla paylaşması gerekiyor''. Zihnen hazır olmadığına kanaat getirilen ancak bu ameliyatı yaptırma konusunda da çok istekli bir hasta varsa, bu durumda ne yapılır? Deryani yanıtlıyor; ''Operasyon mutlaka ertelenmeli. Doktor burada da tüm bilgileri aktarıp, geri dönüşü olmadığını hatırlatarak hastaya düşünme süresi vermeli. Çünkü küçücük şeylerden bile ameliyata gelenler var. Bu ameliyatın gerekli olup olmadığını en ince detayına kadar incelemeliler.''

Mandis Deryani, soruları yanıtlarken.


Operasyon sonrası
Operasyona girmeden önce hastayı o duruma hazırlamak ne kadar önemliyse; sonrasında oluşması muhtemel psikolojik sıkıntılara hazırlık yapmak da o kadar önemli. Ameliyattan beklediği sonucu alamayan bir hastanın geri kalan hayatını bu şekilde yaşayacak olması, daha da önemlisi buna alışmak zorunda kalması, birtakım problemlere sebep olabilir. Mandis Deryani, geri dönüşün çok zor olabileceği bu durum sebebiyle mutlaka psikolojik bir yardım alınması gerektiğini söyledi: ''Tüm sıkıntılara rağmen şunu söylemeliyim; ameliyat masasına yatan hasta her şeyi kabul etmiştir. O sadece sonucu görmek ister. Eğer istediği sonucu göremezse bütün hayatı mahvolur. Çünkü bunu düzeltmek için tekrar ameliyatlara girmesi gerekir ve kendini tanımaz hale gelip, psikolojik sorunlar yaşar. Hem çevresi hem kendisi bu problemlerden sonuna kadar etkilenir. İstediği sonucu alamadığı için sosyal çevresinden kopup, intihara kadar uzayacak bir sürece dahi girebilir. O yüzden oldukça dikkatli olunmalı ve terapilere başlanmalıdır.''


TÜR: Fotoğraflı haber
FOTOĞRAF: Hakan İnci

26 Mart 2015 Perşembe

Saç ektirmek özgüven getirir mi?

Saç ekimi bilinenin aksine ciddi bir operasyon. Yapılması basit gibi gözükse de; uzun ve meşakkatli oluyor. Biz de saç ekimi operasyonu gerçekleştiren Egemen Garip ile operasyonun öncesini, sonrasını konuştuk, neden böyle bir operasyona ihtiyaç duyduğunu sorduk.




TÜR: Sesli foto röportaj
FOTOĞRAF: Oğuzcan Akgöl

11 Mart 2015 Çarşamba

Sacit Karademir: Estetik turizminde tıbbi yön ön planda olmalı

Estetik operasyonlar; yıllar geçtikçe ilginin daha da arttığı ve teknolojik gelişmelerle beraber çok ciddi şekilde gelişme gösteren bir alan. Sanılanın aksine son dönemde kadınlar kadar erkekler de estetik operasyon yaptırmak için uzmanlara başvuruyor... Estetik turizmi başta olmak üzere birçok konuyu bu alanda uzmanlaşmış Doktor Sacit Karademir ile konuştuk.

Estetik turizmini Sacit Karademir ile konuştuk. 


''İnsan hayatını tehlikeye atmayalım''
Her geçen gün biraz daha gelişen ve ilginin arttığı estetik turizmi hakkındaki fikrini alarak başlıyoruz konuşmaya. Türkiye'nin avantajlarından bahsediyor Sacit Karademir, ''Türkiye'nin çevresindeki ülkelerde plastik cerrahi hem ekipman hem de doktor açısından ülkedeki kadar gelişmiş değil. Yapılan müdahaleler tanındıkça da insanlar, fiyat da önemli tabi, burayı daha cazip bulup ameliyata geliyor. Bunu farkeden turizm grubu da hemen devreye girip buraya turistik amaçla getirelim aynı zamanda da ülkeyi gezdiririz diye düşünüyor. Birçok arkadaşımız da bu alana girdi. Ameliyat diyoruz ama saç ekimi ameliyatlarında birçok yerde bu ameliyatı yapan kişiler doktor değil. Özellikle hemşireler bu ameliyatları asiste ederken eğer biz onlara ''yoruldum biraz da sen devam et'' dersek saçı aldıktan sonra hemen bir turizm firmasına giderek siz getirin biz ameliyat ederiz diyerek bu işi amacından çıkarırlar. Bu konuda çok dikkatli olmak lazım çünkü kullanılan ilaçlar eğer dozunda kullanılmazsa son derece sakıncalı olabilir.  Hatta bazı hastalarda hayat kaybı bile yaşanabilir. Bu yüzden insan hayatını tehlikeye atmamak gerek.''


Sacit Karademir, operasyon öncesi makette çalışma yapıyor.
Sacit Karademir'in yapmış olduğu maket. 


''Plastik cerrahi sadece estetik operasyon yapmaz''
Plastik cerrahinin özel çalıştığını belirten Karademir, yalnızca cerrahi operasyonlar yapılmadığını ve bu durumun halk arasında pek bilinmediğini söylüyor; ''Burun ameliyatlarını kulak burun boğaz ve plastik cerrahi klinikleri yapar. Plastik cerrahi çok daha özel çalışır. İhtisas alanı olarak plastik cerrahi, sadece estetik operasyonlar yapan bir branş değil. Estetik cerrahi güzellik ameliyatlarını yapar. Plastik cerrahi ise normal alanı daha güzel hale getirmeyi amaçlar. Rekonstrüksiyon kısmı da yanıklar, kazalar ve diğer nedenlerle kaybedilmiş dokuların, bozulmuş görüntülerin yeniden mükemmel hale getirilme çabasıdır. Halk arasında bu kısım pek bilinmez.''





3 boyutlu tomografi örneği
Yapmış olduğu çalışmalar hakkında bilgi veren Sacit Karademir, kendisinin gün içerisinde hazırladığı 3 boyutlu bir kafatasını yanına alarak, üzerinde yapmış olduğu çalışmayı anlattı: ''Görmüş olduğunuz şey; kafatasının 3 boyutlu tomografi ile çıkartılmış örneğidir. Bu şahsın bir gözü öbüründen 1 cm aşağıda. Sebebi de kaza sırasında bir kemiğin zarar görmesi. Bu hastanın çift görmesi vardı ve beyin bir süre sonra yanlış gören gözün fonksiyonunu iptal eder. Kazadan sonra erken safhada bu düzeltilirse göz kurtarılır. Bilgisayar ortamında yapılan çalışmayla gözün örneği alındı ve ameliyat yapılmadan önce masada bu kafatası üzerinde çalışarak önceden neler yapabileceğimizi analiz etme şansı bulduk.''


Sacit Karademir, yaptığı çalışmayı anlatırken.

Fibonacci: Altın oran
Konuşma esnasındaki ilginç ancak önemli bir bilgi paylaştı Sacit Karademir. İnsanın gözüne güzel olarak gözüken her şeyin bir kural sayıya bağlı olduğunu belirten Karademir, ''Fibonacci sayısı bir İtalyan düşünürün hesaplayıp ortaya attığı bir kural sayıdır. Bir önceki ile sonraki sayının toplamı üçüncü sayıyı veren bir rakamlar dizisinde 1,618 (pi sayısına benzer) olan bir sayı vardır. Bu düşünür, insan vücudundaki göze hoş gelen her şeyi ölçmüş ve hepsinde bu oranın olduğunu tespit etmiş. Hatta salyangozlardaki spiral halkalar arasında da bu oranın olduğunu görmüş. Bu orana uyan yüze sahip kişilerden biri Hülya Avşar'dır mesela. Dünyada bu orana uymayan tek bir araba markası var; Murat 124 (gülüyor).''



TÜR: Multimedya haber
FOTOĞRAF VE VİDEO: E. Özlem Gürpınarlı

5 Mart 2015 Perşembe

İstanbul'da sağlık fuarı ve kongresi: İMT

Estetik turizmi; dünyanın en hızlı gelişen ve büyüyen sektörlerinden biri. Sağlıklı yaşam talebine bağlı olarak artan hareketlilikle beraber bu alan, zaman içerisinde oldukça önemli bir endüstri haline geldi. Sağlık turizminin en önemli alt dallarından biri olan estetik alanındaki bu gelişmelere Türkiye de kayıtsız kalmadı ve sağlık alanında yapmış olduğu yatırımlarla önemli gelişmeler katetti. Buna karşın Türkiye'de sağlık sektörünü baz alarak yapılan çok sayıda fuar ya da kongre girişimi yok. Tek ve belki de en önemlisi geçtiğimiz sene haziran ayında düzenlendi. Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleşen İstanbul Medikal Turizm Fuar ve Kongresi, Dünya Sağlık Turizmi sektörünün önemli isimlerini konuşmacı olarak ağırlaması bakımından büyük önem arz ediyor.

Türkiye'de ilk kez bu denli büyük imkanlarla bir fuar gerçekleştirilmesi, sağlık alanındaki birçok saygın ismi Haliç'teki kongre merkezine getirmiş. Geçtiğimiz yıl ilki düzenlenen ve önümüzdeki senelerde devam etmesi muhtemel İstanbul Medikal Turizm Fuar ve Kongresi'ni koordinatör Murat Ergün ile konuştuk.
İMT'yi koordinatör Murat Ergün ile konuştuk
''Türkiye coğrafi olarak çok önemli bir yerde''
Dünyanın birçok ülkesinde sağlık sektörüyle ilgili önemli fuar ve kongreler düzenleniyor. Türkiye'de ise bu durumla ilgili yeterli organizasyon görünmüyor. Akıllarına fuar düzenleme fikri geldiğinde tetikleyen unsur bu mu oldu diye soruyorum Murat Ergün'e, yanıtlıyor; ''Aslında tek başına bir fuar değil bizimkisi. "İstanbul Medikal Turizm Fuar ve Kongresi" başlığıyla yola çıkılmıştı fakat sağlık turizminin diğer paydaşları ve sektörü oluşturan diğer alt sektörler biraz daha bu konuda geniş bir başlık altında olmamız gerektiğini söyledi. Neden öncelikle böyle bir proje yapıldı ve düzenlenmeye devam ediyor? Birincisi, Türkiye çok önemli bir destinasyon. 200 milyon kilometre karelik coğrafyadan bahsediyoruz. Bu coğrafyalar içerisinde medikal kadroları en yetkin ve en başarılı olan yer Türkiye. Medikal, teknik altyapısı ve hastane donanımları en iyi olan ülke, Türkiye. Özellikle bazı nitelikli tedavilerde, organ nakli, kemik iliği nakli ve onkoloji vs, Türkiye oldukça başarılı. Tüm bunlara ek olarak coğrafi açıdan çok önemli bir yerde ve hem etik kuralları çok iyi durumda hem de teknik olarak, hastane donanımı olarak çok iyi hizmet verebiliyor. Muhtemelen birkaç yıl içerisinde sağlıkla alakalı ya da daha nitelikli işler yapmaya yönelecek.''


Murat Ergün, ofisteki yardımcılarıyla beraber.


''Bu zamana kadar yalnızca bir kez fuar düzenlendi, o da başarısız oldu''

2014 yılında düzenlenmiş olan fuarla ilgili dikkat çeken en önemli unsurlardan biri de katılımcıların donanımlı kişilerden oluşması. Henüz ilk yılını tamamlamış olmasına rağmen düzenlenen bu etkinliğin, katılımcı kalitesi sayesinde geleneksel bir hal alabileceğini söylüyorum kendisine, ''olabilir'' diye yanıt vererek ekliyor; ''Bugüne kadar Türkiye'de yapılan organizasyonlar göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye'de sadece bir tane fuar denemesi olmuş o da başarısızlıkla sonuçlanmış. Haziran ayındaki fuardan sonra elimize geçen final raporunda almış olduğumuz en önemli geri bildirim şu; bu zamana kadar yapılmış olan en dolu ve yapıcı organizasyon olarak görüyorlar bizi. Bu önemliydi.''


Avrupa Meme Merkezleri de fuarda stand açanlar arasında.

''İkinci fuarı Eylül'e erteledik; çünkü...''
İlk fuar haziran ayında yapılmış ve 3 gün sürmüştü. Bu sene yapılacak olan fuar ise eylül ayında. Bunun sebebini sorduğumuzda şöyle açıklıyor; ''Dünyada bu konuda sektörün en önemli organizasyonunu yapan ve en geniş ağa sahip, Amerika merkezli World Medical Tourism Association, bize kendi başvurarak partnerlik çalışması yapmak istediklerini, organizasyonla eş zamanlı birtakım workshop programları yapmayı ve her iki organizasyonun karşılıklı, birbiriyle iş birliği içerisinde olması teklifiyle gelindi ki; bu genelde tersi olan şeylerdir. Genelde Türkiye'den birileri gider, birilerine temsilci olmak ister. Biz de bu teklifi kabul ederek fuarımızı eylül ayına erteledik. Bizim için beklenmedik bir durumdu ancak böyle bir şirketten davet gelince de kayıtsız kalamadık.''


Akdeniz Estetik'in fuardaki standından bir görüntü.

Eylül ayı için şimdiden 4 bin kayıt
İkinci organizasyonun ilkinden belli konularda farklı olacağını söylüyor Murat Ergün: ''Bu sene inandığımız bazı konulardan dolayı, Türkiye'nin çok başarılı olduğu medikal alanlarda bilimsel sempozyumlar ekledik. Onkoloji ve organ nakli alanında, beyin ve sinir cerrahisinde, ortopedide, saç, diş, göz, estetik gibi alanlarda bu işin Türkiye'deki ve dünyadaki uzmanları münazara şeklindeki sempozyumlarda bir araya getireceğiz. Şu an 4 binin üzerinde profesyonel kayıt yaptırmış durumda. Muhtemelen bu sayı organizasyon tarihine kadar 8 ile 10 bin civarına ulaşacak. İstanbul Kongre Merkezi, bu anlamda en önemli ve en nitelikli alanlardan biri olduğu için, tercihimiz hep orası oluyor.''


Avrupa Diş'in kurmuş olduğu stand.

''Emekleme döneminde bile değiliz''
Son olarak Türkiye'nin sağlık sektöründeki gelişimini soruyorum kendisine. Henüz yolun çok başında olduğunu söylüyor ülkenin: ''Bana göre emekleme döneminde bile değiliz. Birçok üniversitenin tıp fakültesi var. Yetişmiş eleman açığı kapatılmaya çalışılıyor bu arada, sürekli hastane yatırımları yapılıyor. Türkiye sağlık sisteminin çok elit bir seviyeye ulaşabilmesi için, Edirne'den Kars'a Ardahan'dan Trabzon'a eşit ve gerçekten aynı düzeyde aynı oranda hizmet alabiliyor olmanız gerekiyor. Bunun için daha çok uzun zamanımız var.''

NOT: Fuar görüntüleri Murat Ergün'ün izniyle kendisinden alınarak kullanılmıştır.